İçeriğe geç
Konya · Yetişkin, çocuk ve ergen psikiyatrisiMuayene randevu ile yapılır · Randevu talebi
Randevu

Anksiyete Bozukluğu

Anksiyete bozukluğu; kontrol edilmesi güç, aşırı ve süreğen kaygı ile bedensel gerginliğin günlük yaşamı belirgin biçimde etkilediği bir durumdur. Bu sayfa, tanı ve tedavi süreci hakkında hasta ve yakınları için hazırlanmış bir rehberdir.

  • 4 dk okuma
  • Güncelleme: Ekim 2026
  • Yetişkin
Parkta bir bankta oturan genç bir kadın konuşurken arkadaşı elini onun koluna koyarak güven verici bir şekilde dinliyor

Bu rehber, anksiyete bozukluğu tanısı alan ya da sürekli kaygı yakınmasıyla başvuran kişiler ve yakınları için hazırlanmıştır. Kaygı, tehlikeli ya da belirsiz durumlarda ortaya çıkan ve kişiyi korumaya yönelik olağan bir duygudur. Anksiyete bozukluğunda ise bu duygu, gerçek tehlikeyle orantısız biçimde yoğunlaşır, uzun süre devam eder ve kişinin iş, aile ve sosyal yaşamını kısıtlar. Buradaki bilgiler genel niteliktedir; her hastanın değerlendirmesi ve tedavisi bireysel olarak planlanır.

1. Tanım

Anksiyete bozuklukları, aşırı kaygı ve korkunun ön planda olduğu ve bu duygulara bağlı davranış değişikliklerinin, özellikle kaçınmanın, eşlik ettiği bir grup ruhsal bozukluğu kapsar. Toplumda en sık görülen ruhsal sorunlar arasındadır. Belirtiler çoğu zaman genç erişkinlik döneminde başlar ve tedavi edilmediğinde yıllarca sürebilir. Uygun tedaviyle hastaların büyük bölümünde belirgin düzelme sağlanır.

2. Alt türler

  • Yaygın anksiyete bozukluğu: En az altı ay süren, pek çok konuya yayılmış, kontrol edilmesi güç endişe
  • Sosyal anksiyete bozukluğu: Başkalarınca değerlendirilme ve olumsuz yargılanma korkusu; topluluk önünde konuşma, yemek yeme gibi durumlardan kaçınma
  • Panik bozukluk: Beklenmedik panik atakları ve yeni atak geçirme endişesi
  • Agorafobi: Kaçmanın ya da yardım almanın güç olacağı düşünülen yerlerden korkma ve kaçınma
  • Özgül fobi: Belirli bir nesne ya da duruma yönelik yoğun ve orantısız korku
  • Ayrılık anksiyetesi bozukluğu: Bağlı olunan kişilerden ayrılmaya ilişkin aşırı kaygı
Üzerinde yalnızca çizilmiş daireler bulunan bir defter ve bir kurşun kalemin durduğu düzenli bir masa

3. Belirtiler

Ruhsal belirtiler arasında sürekli endişe, gerginlik, huzursuzluk, kötü bir şey olacakmış hissi, dikkat dağınıklığı ve sinirlilik yer alır. Bedensel belirtiler ise çarpıntı, nefes darlığı, terleme, titreme, kas gerginliği, baş ağrısı, mide ve bağırsak yakınmaları, baş dönmesi ve uyku bozukluğudur. Bedensel belirtilerin yoğunluğu nedeniyle pek çok hasta önce farklı tıp dallarına başvurur. Davranışsal düzeyde ise kaygı yaratan durumlardan kaçınma, sürekli güvence arama ve kontrol etme davranışları görülür.

4. Risk etkenleri

Ailede anksiyete bozukluğu öyküsü, kaygıya yatkın bir mizaç, çocukluk döneminde yaşanan olumsuz deneyimler, uzun süreli stres, kronik bedensel hastalıklar ve kafein, alkol ya da madde kullanımı risk etkenleri arasında yer alır. Kadınlarda anksiyete bozuklukları erkeklere göre daha sık görülür.

5. Değerlendirme

Muayenede kaygının başlangıcı, süresi, hangi durumlarda arttığı, kaçınma davranışları ve günlük yaşama etkisi ayrıntılı olarak değerlendirilir. Kaygı belirtilerine yol açabilen tiroit hastalıkları, kalp ritim bozuklukları, kansızlık ve kan şekeri dengesizlikleri gibi bedensel durumları dışlamak amacıyla gerekli tetkikler istenir. Günlük çay ve kahve miktarı, sigara ve alkol alışkanlığı ile düzenli kullanılan ilaçlar da kayda geçirilir. Anksiyete bozukluklarına sıklıkla eşlik eden depresyon, uyku bozukluğu ve madde kullanımı da ayrıca değerlendirilir.

6. Yaygın anksiyete bozukluğunda endişenin özellikleri

Yaygın anksiyete bozukluğunda endişe, tek bir konuya bağlı kalmaz; iş, sağlık, aile, maddi durum ve gündelik sorumluluklar arasında sürekli yer değiştirir. Hasta endişelerinin abartılı olduğunu çoğu zaman fark eder, ancak onları durduramaz. Endişe döngüsü genellikle "ya ... olursa" biçiminde başlayan düşüncelerle ilerler ve kişinin zihnini günün büyük bölümünde meşgul eder. Bu süreç zamanla yorgunluk, kas gerginliği ve uyku bozukluğuna yol açar. Endişeyi kontrol etmeye yönelik çabalar, örneğin sürekli bilgi aramak ya da yakınlardan güvence istemek, kısa süreli rahatlama sağlasa da sorunun sürmesine katkıda bulunur.

7. Psikoterapi

Bilişsel davranışçı terapi, anksiyete bozukluklarında birinci basamak tedaviler arasındadır. Terapide kaygıyı sürdüren düşünce kalıpları ve kaçınma davranışları belirlenir; kaygı yaratan durumlarla kademeli ve planlı biçimde yüzleşme çalışmaları yapılır. Gevşeme, nefes ve problem çözme becerileri öğretilir. Program çoğunlukla üç ile beş ay arasında tamamlanır; bu sürede edinilen beceriler, tedavi bittikten sonra da hastalığın geri dönmesine karşı koruyucu bir kalkan işlevi görür.

8. İlaç tedavisi

Orta ve ağır şiddetteki anksiyete bozukluklarında ya da psikoterapiye yeterli yanıt alınamadığında ilaç tedavisi önerilir. Uzun süreli tedavide, bağımlılık yapmayan ve aynı zamanda depresyon tedavisinde de kullanılan ilaç grupları tercih edilir. Bu ilaçların etkisi birkaç hafta içinde belirginleşir. İlaç, belirtiler düzeldikten sonra da bir süre sürdürülür ve hekim kontrolünde kademeli olarak azaltılarak sonlandırılır.

9. Sakinleştiricilerin yeri

Hızlı etkili sakinleştirici ilaçlar kaygıyı kısa sürede azaltır; ancak düzenli kullanımda tolerans ve bağımlılık gelişebilir, ani bırakıldığında yoksunluk belirtileri ortaya çıkabilir. Bu nedenle uzun süreli tedavide önerilmez; yalnızca kısa süreli ve hekim denetiminde kullanılabilir.

10. Özel dönemlerde anksiyete

Gebelik ve doğum sonrası dönem, kaygı belirtilerinin ortaya çıkabildiği ya da artabildiği dönemlerdir; bu dönemde tedavi planı anne ve bebeğin sağlığı birlikte gözetilerek yapılır ve öncelikle ilaç dışı yöntemler değerlendirilir. İleri yaşta ortaya çıkan kaygı yakınmalarında ise bedensel hastalıkların ve kullanılan ilaçların payı ayrıca incelenir. Çocuk ve ergenlerde anksiyete bozuklukları farklı belirtilerle seyredebilir ve çocuk ve ergen psikiyatrisi değerlendirmesi gerektirir.

11. Hastalara öneriler

  • Kafeinli içecekleri azaltın, özellikle öğleden sonra tüketmeyin.
  • Haftanın çoğu günü en az otuz dakika fiziksel etkinlik yapın.
  • Düzenli uyku saatleri belirleyin.
  • Kaçındığınız durumları terapistinizle birlikte planlayarak adım adım deneyin.
  • Sakinleştirici ilaçları hekim önerisi dışında kullanmayın.

12. Acil başvuru gerektiren durumlar

Kaygının yanında derin bir çaresizlik hissi, yaşama isteğinin azalması ya da kaygıyı bastırmak için alkol veya ilaç kullanımının artması fark edildiğinde kontrol tarihi beklenmemeli, en kısa sürede hekimle görüşülmelidir. Göğüs ağrısı, nefes darlığı gibi belirtiler ilk kez ortaya çıkıyorsa önce bedensel nedenler açısından acil değerlendirme yapılmalıdır.

Sık sorulan sorular

Anksiyete bozukluğu tamamen geçer mi?

Hastaların büyük bölümünde tedaviyle belirgin düzelme sağlanır; stresli dönemlerde hafif belirtiler yeniden görülebilir ve öğrenilen becerilerle yönetilebilir.

Kaygı ilaçları bağımlılık yapar mı?

Uzun süreli tedavide kullanılan ilaçlar bağımlılık yapmaz; bağımlılık riski taşıyan sakinleştiriciler yalnızca kısa süreli kullanılır.

Tedavi ne kadar sürer?

Belirtiler düzeldikten sonra ilaç tedavisinin genellikle altı ay ile bir yıl daha sürdürülmesi önerilir.

Randevu

Muayene için randevu talebinizi bırakın

Randevu talebinizi iletişim sayfasındaki formdan bırakabilirsiniz; uygun muayene günü için size dönüş yapılır.

Randevu talebi
Güneşli bir günde bir binadan gülümseyerek çıkan genç bir kadın